Image Hosted by ImageShack.us
BİZ BİZE... - Blogcu<



Bu yazı 17/9/2007 tarihinde ask kategorisinde yayınlandı

Çağır beni

 Çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!

 Adım adım büyür yalnızlık,

 Yürüdükçe devasallaşır

 Kimsesizlik!

 Dur!

Ne olur Sende gitme!

 Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik

Artık beni boğuyor.

Buradayım baksana

 Karanlığın tam ortasında.

 N'olur artık gitme.

 Sana çok ihtiyacım var.

 Kurtulmak istiyorum

 Ama

 Koşamıyorum.

Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara

 Takılıp düşüyorum.

 Off..

Bu kadar mı zor sen,

 Bu kadar mı zor sensizlik!!

 Canım o kadar çok acıyor ki..

 Artık bağırmak istiyorum

 Sesimin yettiğince.

 Bağıra bağıra ağlamak

 Ve

Haykırmak istiyorum

"Anla artık anla!!

Seni seviyorum"

Diye...

Ama olmuyor işte

 Ve

 Yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;

 Gitme

 Nolur gitme

 İtirazlar elimde değil

 Yalnızım

Yalnızız...

Yalnızlıklar elimde değil...

Düşerken son bir kez yalana

 Benimsin

 Benim yalansan yalanı severim elimde değil...

 Biliyormusun.....

Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..

Her yıla bir nefes tutar oldum..

Arta kalan küllerden..

Kurşuni sevdalara bir adım var..

Lakin..

Yüreğime adım geçmiyor..

Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..

Ama..

Yüreğine AD'ımı astım...

 

17/9/2007, Kategori: ask : Yorum (2) : Yorum yaz!

Bu yazı 7/4/2007 tarihinde Belirtilmemiş kategorisinde yayınlandı

 

''Dünyanın en büyük erdemidir bir dosta sahip olmak.ve dünyanın en erdemli insanıdır bir dosta sahip olan...'' Bu sözü çok önemli bir filozofun söylediğini biliyorum ama kim diye merak edip sormayın çünkü bende bilmiyorum:))...Her neyse önemli olan söylenmiş olması.Şimdi bu sözü baz alıcak olursak ben dünyanın EN EN EN erdemli insanı oluyorum...NEDEN Mİ??? Çünkü bende onlardan  1 DEĞİL,2 DEĞİL ,TAM 3 TANE  var...onlar benim başımın en TATLI BELALARI...İtiraf ediyorum biraz kaprislide olsalar,beni arada bir (aslında her zaman ama:)) delide etseler ne yaparsınız işte...atsan atılmaz,satsan satılmaz!!!:))))

bu şahsi ve bir o kadar da Mübarek!! kişiler ki onlar kendileri benim KAMPÜSTEN sınıf arkadaşlarım olurlar...[PEK Bİ SEVERİM BEN ONLARI!!!] hayatımın benim için en zor olan bu senesinde HEP AMa HEP yanımda oldular.O yüzdendir ki blogcu kariyerimin:) bu ilk günlerinde onlardan bahsetmeyi kendi adıma bir borç bilirim...

 

isterseniz en küçüğünde başlayım...Onu nasıl anlatabilirim ki???Daha doğrusu onda anlatacak pek bişey yok!!(kendisinin boyu biraz kısada...)ehhuuuu....Kızlar bu yazımı okurken sakın birbirinize bakıp:''KİMDEN SÖZ EDİYOR ACABA'' demeyin...Tabiki senden NURİŞİMMM...Seni nasıl anlatayım..Şu zavallı kelime haznemle seni nasıl bu internet sayfasındaki bembeyaz olan sanal kağıda yazayım...O küçücük boyunla girdin hayatıma ve bir anda HAYATIM MAHVOLDU...Sayende yemek nasıl yenir öğrendim,KAPRİSİN K'sini bilmeyen ben :) insan nasıl delirtilir onu öğrendim...senin sayende gerçek doslarımın kim olduğunu öğrendim..SÖYLESENE SEN OLMASAYDIN CELAL'İ,CEMAL'İ,KEMAL'İ,ve son olarak aramıza katılan değerli arkadaşımız CAFER'İ nasıl tanıyacaktık???Sen olmasaydın akşama kadar Müzeyyen,Ali,Ekin üçlüsü ile ve daha aklıma gelmeyen bilimum arkadaşlarınla kim kafamızın etini yiyecekti???Bak yanlış anlama onların hikayelerini hergün ve hatta hatta sen unutup onları bizlere tekrar tekrar anlattığında bile zevkle dinliyorum:(((ehuuu...bak tamam 1. dönemlerimizdeki yemek seanslarımızda bizi bir hayli ektin.her gün benimle kavga etmek için bir bahanede arıyor olabilirsin,hatta hatta hayatımda ilk defa beyti yediğim gün bana ''KAPRİSLİ NOLCAK'' deyip beni delide etmiş olabilirsin(daha aşağıdaki paragrafta anlatacağım arkadaşlarıma yaptıklarını anlatmak bile istemiyorum:)))ve hatta hatta hatta bu beyti olayı sonrası benimle küsmekle kalmayıp sana attığım özür mesajlarımın arkasından 12 konturumu yemişte olabilirsin...bende bunun karşılığı olarak kızılayın ortasından kübişimle dönüp taaa kampüse kadar geldim ve YOL PARAMIZ YOK deyip sendeki bütün parayı aldık ve kübişimle milk shake içmeye gittik..tabi nereden bilelim seninde geleceğini..bütün paranı biz aldığımız için sende para kalmadı ve milk shakenide biz ısmarladık..AHHHHA NE GÜLMÜŞTÜK YAAA!!!ama ben yinede seni ÇOOOK SEVİYORUMMM.... Sen bulunmaz bir dostsun benim için,benim hayata karşı ne kadar değişmemi sağlasan da(artık iyimi köyümü bilmiyorum:)) SEN BENİM KOMİK,HERŞEYE GÜLEN.İYİ KALPLİ VE YÜZÜ HER DAİM KIRMIZI OLAN CANIMMMMM ARKADAŞIM OLARAK KALACAKSIN...İNŞALLAH SADO KÜBİŞ VE BENDE SENİN İÇİN ;BİZİ EKTİĞİN GÜNLERDE,YANINA SÜSLENEREK GİTTİĞİN ARKADAŞLARIN GİBİ OLURUZ(allah için ben seni o günler dışında hiç süslü görememiştim))VE SEN BENİM KÖTÜ GÜN DOSTUM,SIRDAŞIM,HEM KÜÇÜK KARDEŞİM HEM ABLAM HEMDE MAKYAJDAN ÇOK İYİ ANLAYAN küçücük fıçıcık içi dolu nurişciğim olarak kalacaksın...

 

şimdi uzun boyluya geçiyorum.Aslında geriye kalanların ikiside uzun boylu ama şööle diyelim ozaman...Sınıfımızın soğuk espiri kaynağı,Tostlu saçlarıyla meşhur ve kurbalığı ile nam salmış benim tatlı AY ÇÖRAAĞAMMMM...Evet soğuk espiri kaynağı dedim ama aslında çoook sıcakk...o ki bir keresinde beni ööle güldürmüştü ki otobüse bindiğimde aklıma gelip yemin ederim bir kahkaha attım ve sayesinde otobüste hakkımda tuhaf mırıltıların çıkmasına yolaçtımm..bu Ay Çöraaağam benim;çook çalışkandır kendisi yani şöyle diyebilirim bizim KAMPÜSÜN EN ÇALIŞKAN kızı...kendileri anadolu lisesi meeezunudur,ama kendisiyle tanışınca şunu farkettim ki insan hem zeki,hem çalışkan hemde komik olabiliyormuş(benden olmasın:))her ne kadar benim miyopluğumla(ki kendisi bana kör diyecek kadar ince bir ruha sahiptir) dalga geçsede inanırmısınız gözlük takmaya başladı.Hemde neden???MİYOPPPP...ya bu kız beni ööle sinir ediyoki..geçenlerde rejime başladı.dedim ki''kızım leğen kemiklerin sayılıyo ne diyeti'' hem zayıf hem istediği kadar çikolata yiyo,hemde diyet yapıyo...ay çöraağam bu konu hakkında yorum bile yapmıyorum:)bir keresinde de hiç unutmam ben sınıfta ağlarken:(((asla yanından ayıramadığı test kitabından kafasını kaldırıp benimle ilgilendi,hatta akşamına da mesaj attı...ama ondan sonra kendisinden haber alınamadı çünkü yeniden test kitaplarıyla buluştu...onunla geçireceğim her saniye benim için çok önemli,o benim neşe kaynağımm...OFFF KÜBİŞİM YAAA... seninle ölee yüz-göz olmuşuzki hiç aklıma şööle ciddi bişey gelmiyo...hep dalga geçmek istiyorum.napıyım bacım yaa,bir tek ,sen ben espiri yaptığımda(VE NURİŞ HALA KAPRİS OLDUĞUNU İDDİA EDİYOR) bana küsmüosun...ama bak bi kaç gündür gelmiyorum beni aramadın NİYE BENİ ARAMIOSUN SEN HII,YOKSA BENİ DIŞLIOMUSUN SEN BAKİİM:))canım benim yaa...ağlarken güldürmeyi becerebilen senin gibi insan zor bulunur DAHA DOĞRUSU SENİN GİBİ DOST... ama senin bu son zamanlardaki davranışlarını anlayabiliyorum.6-7 aydır sıranı SADO'yla paylaşıyosun bende 2 ay oturdum onunla nasıl bir duygu olduğunu biliyorum canım.neyse dert etme yakında bitiyor bu azap:))) ŞAKA BİR YANA İNAKİ BANA ,TANIDIĞIMA MEMNUN OLDUĞUM ENDER İNSANLARDAN BİRİSİN..İYİKİ VARSIN HAYATIMDA..GÜZEL,MUTLU GÜNLERİMİ PAYLAŞTIN AMA BEN EN ÇOK BENİM YANIMDA OLDUĞUN ZAMANLARI VE KÖTÜ GÜN DOSTLUĞUNU HİÇ UNUTMUCAM,  SEN BENİM SARI LACİVERTİM,TOST SAÇLIM,ESMER GÜZELİM,ÇALIŞKAN KURBAĞAM VE HAYATIMIN MİLK SHAKE KIZI OLARAK KALACAKSIN...(senin için temennim şu yüzü gülmeyen zavallı fenerin şampiyon olması bilmem o gün gelir mi ama...)

 

ikinci uzun boyluya geldi sıra...(off ya sinir oluyorum niye benim boyum 1.69 buçukken onlar 1.70 bilmem kaçlar gerçi ben niye üzülüyorum ki nurişi düşünecek olursak...)bu arkadaşın kendisi benim bir dönemlik sıra arkadaşlığımı yaptı.eğer bu siteye giripte benim biraz kafadan çatlak olduğumu düşünen arkadaşlar varsa şunu açıklığa kavuşturmak isterim ki BEN BÖÖLE DEĞİLDİM... her şey bu şahsiyetle tanışmamdan sonra oldu.kesinlikle sorumlu ben değilim.Ya ben yinede hakkını yemeyim şimdi daha sakin maşallah nuriş;aldığı hapların etkisi var diyo ama...:)bak valla endişeleniyorum senin için ,yoksa kim yanlışlıkla ÇİÇEEĞAM diye mesaj atarki...SADO SADO SADO...sen benim, benim...dur bakalım sen benim neyim oluyosun???nese tanışma gafletinde bulunduğum bir insan diyim!!! ŞAKA KIZ,ŞAKA..SEN BENİM İLK GÖZ AĞRIMSIN.. daha yukarıdakiler suya agu derken tanıştım ben seninle dimi.sınıfın arka sırasına oturmuş ''BEN NEDEN BURADAYIM ,BENİ BURAYA KİM GETİRDİ'' gibi soran gözlerle etrafı incelerken ben seni gördüm ve dedim ki''AMAN ALLAHIMM'' niye bööle dedim acaba..belkide seni biraz kendim gibi gördüm,hani KİLO ALMAYA MÜSAİT...ondan sonra bu günlere geldik..canım ya ben senin hakkını nasıl öderim..aslında seninle ilgili ödemem gereken ilk şey evinizin telefon faturalaru..bir gün bile gelemesem KAMPÜSE ,hemen arasın beni...işte buda seni yukarıdaki arkadaşlardan ayıran özellik..:)benim gelmediğimi fark edebilen tek kişi...sınıfımızın kimya profesörü(ama sorduğum hiç bi soruyu yapamıosun,yada tamam bikaçını:)))bu arkadaşın kendisi kıyafetlerle kafayı bozmuş birisi...her giydiği kendisine yakışsada ve çok güzel olsada illa kendinde bi kusur arar...SADOCUMM SEN ÇOK GÜZELSİN...hem boyun uzun,hem kemiklerin iri(benim gibi yani yalnız değilsin)hem çalışkan!!! hem güzellll...daha sayayım mı???ama ben ancak bu kadar atabiliyorum aklıma daha fazlası gelmiyor:)))SANADA MİLYONNN KERE TAŞEKKÜRLER CANIMIN İÇİNİN İÇİ...ZORLUKLARIMI VE GÖZ YAŞLARIMI DOSTLUĞUNLA PAYLAŞTIĞIN İÇİN...SENDE BENİM COLİNS,COLEZZİONA(sanırım doğru yazamadım okunuşu kolezyon olacaktı)LİVE'S MAĞAZALARI ARKADAŞIM,SON ZAMANLARDAKİ SAKİNLİĞİNİN SEBEBİNİ ANLAYAMADIĞIMIZ VE ACİLEN BİR AÇIKLAMA BEKLEDİĞİMİZ SAKİN SABIRLI İNSAN,KİMYA ETÜTÜNDE '' yar2cu'' yani okunuşu diyarbakır OLAN SAHTE ELMENTİ TAHTAYA YAZAN VE AMACI BİZİ GÜLDÜRMEK OLAN ZAVALLI ÖĞRETMENİMİZE KARŞI ÇIKIP ''AMA O ÖLE OKUNMAZ HOCAM'' DİYİP BU OLAYI AŞIRI DERECEDE CİDDİYE ALIP SINIFI KAHKAHA DALGASINA BOĞAN VE HALA ONUNLA DALGA GEÇTİĞİMİZ İÇİN BİZE ASLA KIZMAYAN(kimbilir içinden neler diyon dimi)MUHTEŞEM ŞAHSİYETSİN ...SEN BENİM SEN BENİM EEEEEEENNNNN SEVDİĞİM İNSANLARDAN BİRİSİN...İNŞALLAH SENİ SEVDİĞİM GİBİ, SENDE BENİ SEVİYORSUNDUR..SENİN ARKADAŞLIĞINI KAZANDIYSAM NE MUTLU BANA:)))

 

  LAFIN KISASI;BENİMLE KALBİNİZİ VE DOSLUĞUZU PAYLAŞTIĞINIZ İÇİN,SİNİRLİ OLDUĞUM ANLARDA BENİ HEP ALTTAN ALDIĞINIZ İÇİN,SIRLARIMI SAKLAYIP BENİ HİÇ BİR ZAMAN DİNLEMEKTEN BIKMADIĞINIZ İÇİN,EN KÖTÜ ANLARIMDA BANA BİR TELEFON KADAR YAKIN OLUP SAMİMİYETİNİZİ VE SICAKLIĞINIZI KİLOMETRELERCE ÖTEDEN SANKİ YANIMDAYMIŞSINIZ GİBİ HİSSETTİRDİĞİNİZ İÇİN,NE YAŞAMIŞ OLURSAK OLALIM BENİ HİÇ BİR ZAMAN YALNIZ BIRAKMADIĞINIZ İÇİN SİİİZLERE

                          MİLYON KERE

                                                  TEŞEKKÜRLER DOSTLARIM...

AMA SİZDEN DAHA İYİ ÇALIŞMALAR BEKLİYORUM TAMAM...MESELA SADOCUM BANA BENİM SEVDİĞİM KOLYESİNİ VEREBİLİR,YADA NURİŞİM YENİ ALDIĞI TÜPLÜ RUJUNU VEREBİLİR...KÜBİŞİMDE BİR MİLK SHAKE ISMARLARSA SEVİNİRİM YANİİİ...(valla bu sefer parasını almıcam)) VEEEEEE ENNN ÖNEMLİSİ::::HEPİNİZİN DOĞUM GÜNÜ BENİMKİNDEN ÖNCEYDİ VE BEN HEPİNİZE HEDİYE ALDIM LÜTFEN ONLARIN GERİ DÖNÜŞÜ OLSUN TAMAM MIII???:)))))

                         SİZLERİ ÇOOOK SEVİYORUMM...

     HEP YANINIZDAYIM , HEP YANIMDA OLUN.............

Yorum (1) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde mizah kategorisinde yayınlandı

* Mademki dünya bir hiç, gece de iç, gündüz de iç.
* Bende şeytan tüyü yok, epilasyonla aldırdım.
* Hırsızlık yapmayın, Hükümet rekabetten hoşlanmaz.
* Nefes kesen bir roman yazdım. Tüm okurlarım öldü.
* Hakan yarın ki maçta forma giyemeyecek... Çıplak oynayacak.
* Her aşk bitki isimleri ile başlar, hayvan isimleri ile biter.
* Oğlumun adını mafya koydum, artık ben de mafya babasıyım.
* Yazılıdan sıfır aldım ama, önemli olan katılmaktı.
* Eğer turist sezonundaysak, neden onları avlayamıyoruz?
* 1959´da içilen kahvelerin hatırı doldu, duyurulur.
* Şiddete karşı savaş açın, şiddet yanlılarını kurşunlayın.
* Ölüm korkusu sürekli değil, mezarda biten geçici bir duygudur.
* Adamın biri eczaneye sinek ilacı almaya gitmiş. Eczacı ona "sineğinizin nesi var acaba" demiş.
* Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır.
* Sizde bit şampuanı var mı? Kirlendi hayvancıklar.
* Beşbinkere söyledim; abartmayı bırak.
* Bu tüp bebek hatalı; hep gaz kaçırıyor.
* Yes abicim. Türkçe eğitime benden de okey!
* Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi? Elektrik direği zıplayamaz ki...
* Selam! Ben Aydan Şener. Hadi yaa. Ben de dünyadan Neil Armstrong.
* Çocuğun biri bir gün kafasını ıslatmadan yıkamaya başlamış. Annesi de "oğlum hiç saç ıslatılmadan şampuanlanır mı?" deyince çocuk: ama anne bu şampuanda kuru saçlar için yazıyor.
* Temel Fransa´ya gitmiş. Tabelada Fransa yazıyormuş. O da " Aaaa... burayı da mı Sabancı aldı" demiş.
* Gençliğim acı veriyordu. Ameliyatla aldırdım.
* Ey yükselen yeni nesil! İn ulan aşağı!
* Son gülen sen olacaksın. Çünkü geç anlıyorsun
* İnsanlık bugün de para karşısında değer kaybetti.
* Karınızla aranızdaki ortak yan ne? Aynı günde evlendik.
* Hayatım boyunca kararsız biri oldum ama artık emin değilim.
* Karımı o kadar seviyorum ki eskimesin diye başkalarının karılarını kullanıyorum.
* Size yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına yapın, çok zevkli.
* Demokrasi, seks gibidir. İyisi de, kötüsü de "iyi" dir.
* AIDS virusu de, Ebola virusu de maymun patentli. Maymundan gelip gelmediğimiz belli değil ama, Maymundan gideceğimiz kesin.
* Soğuk savaştan sıcak savaşa geçiverdik bir anda. Dünya çatlamasa bari.
* Asansor bozuk. En yakın asansör karşı binadadır.
* İçerken araba kullanmayın. Bir yere çarparsanız biranız dökülür.
* Yarın yapabileceğin bir şeyi, Asla bügünden yapma.
* Tanrım! Kendim için bir şey istemiyorum. Yalnızca anneme paralı ve güzel bir gelin nasip et!

31/1/2007, Kategori: mizah : Yorum (1) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde mizah kategorisinde yayınlandı

Ben çocukken çok salaktım.

  • Edip Akbayram´in ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için "Edi Pakbayram"di.
  • Ablama, "Nasıl olup da koca bir günü canin sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?" demiştim. "Büyüyünce insanin cani sokakta oynamak istemez ki" cevabini vermişti. Uzunca bir sure büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, "Canin sokakta oynamayı istiyor mu?" diye sormuştum.
  • Sabahları kalktığımda aklimin hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar dogru olunca da çok sevinirdim.
  • Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT´ciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon basına geçti. Kendimi ekranda görünce, "Beni niye parkta unuttunuuuz?" diye gözyaşlarına boğulmuştum.
  • "Geri vites" kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya dogru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
  • Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da külahların sivri kısımlarını yemem. çöpe atarim.
  • Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.
  • Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. çok mühim bir sey yaptığımı sandığım için canim yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.
  • Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım.
  • Bulmacalardaki, "Annenin erkek kardeşi" kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.
  • Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakîm annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dâhiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. "Annem" yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karsısına geçtim. Beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.
  • Madonna ile Maradona’yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, "Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri müziğin kraliçesi" derdim
  • Birinden özür dilediğim zaman Allah’ın bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen "dilediğim özrü " geri alırdım.
  • Kurban Bayramı’nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların dış yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu´nun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, "Ayyy! Deri delindi!" derdim.
  • "Gil" diye konuşanları fakir zannederdim.
  • Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, "Sıhhatler olsun" lafını "Saatler olsun" diye anlardım. Bunun da, "Banyoda amma çok kaldın" gibi bir sey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karsin niye sadece, Sağ ol" dediğini merak ederdim. "Ne kibar kadın, derdim

31/1/2007, Kategori: mizah : Yorum (2) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde bilelim cozelim kategorisinde yayınlandı

         Ankaralı ve istanbullu iki kumarbaz vardır ve bu kişiler hayatı boyunca birbirinden bir kuruş para kazanamamışlardır. Ankaralı en sonunda bir hile bulur istanbula gider.

         Oyun oynarken oyunun yarısında ankaralı kumarbaz şöyle söyler: Yeni bir deste kağıt açalım ve içinden bir kagıt çek. Eğer senin çektiğin kağıdı benim ankaradaki karım bilirse tüm malını alırım, eğer bilemesse tüm mal varlığım senindir.

        İstanbullu kumarbaz şöyle düşünür: benim burdan çektiğim kağıdı Ankara daki kadın nerden bilecek? 52 kağıt var hem.

       İstanbullu kumarbaz yeni bir deste açar ve bir kağıt çeker. Çektiği kağıt sinek ikilidir.

       Ankaralı kumarbaz : Karımın adı fatma telefon numaram şu.

      İstanbullu kumarbaz arar ve fatma hanım kocanız ile bir oyun oynadık ve ve bir kağıt çektim. Bu kağıdı tahmin edermisiniz der.

      Kadın: Bir saniye yemeğim yanıyor der ve mutfağa gitmem lazım.

      Mutfağa gider gelir ve çektiğiniz kağıt sinek iki.

 

PEKİ BURDA Kİ HİLE NEDİR.

31/1/2007, Kategori: bilelim cozelim : Yorum (6) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde bilelim cozelim kategorisinde yayınlandı

Kurallar:

1. 5 farklı renkte 5 ev var.
2. Her evde 5 farklı ülkeden birer kişi oturuyor.
3. Bu evlerde yasayan kişiler farklı marka içki içiyor, farklı marka sigara içiyor ve farklı cins hayvan besliyor.
4. Sigara, içki ve hayvanların hiçbiri ayni cins değil.

Verilen Bilgiler:

1.İngiliz kırmızı evde yasıyor.
2.İsveçli kopek besliyor.
3.Danimarkalı cay içiyor.
4.Beyaz evin solunda yeşil ev var.
5.Yeşil evin sahibi kahve içiyor.
6.Kus besleyen kişi "Pall Mall" marka sigara içiyor.
7.SarI evin sahibi "Dunhill" marka sigara içiyor.
8.Tam merkezdeki evde yasayan kişi sut içiyor.
9.Norveçli ilk evde oturuyor.
10.Kedi besleyen kişinin evinin yanındaki evde oturan kişi "Blend" marka sigara  içiyor.
11."Dunhill" marka sigara içen kişinin evinin yanındaki evde oturan kişi at besliyor.
12."Blue Master" marka sigara içen kişi ayni zamanda bira içiyor.
13.Alman "Prince" marka sigara içiyor.
14.Mavi evin yanındaki evde oturan kişi Norveçli.
15.Su içen kişinin komsusu "Blend" marka sigara içiyor.

Soru: BALIĞI KİM BESLİYOR?

31/1/2007, Kategori: bilelim cozelim : Yorum (4) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde hikaye kategorisinde yayınlandı

                                                            Düşüncenin Değeri

 

Zengin olmak mı istiyorsunuz? Tamam! Öyleyse, zihinsel sürecinizin hayali değerini belirlemek için, basit bir zihinsel monopoly oyunu oynayalım.

Diyelim ki sahip olduğunuz her düşünce için bir dolar kazanıyor ya da kaybediyorsunuz. Dakika başına bir düşünceniz olduğunu farz edersek, bu durumda her saat, potansiyel olarak 60 dolar kazandırabilir ya da kaybettirebilir.

Her başarılı 16 saatlik gün, bu hesaba göre, 960 dolarlık potansiyel kazanç demektir. Ama öte yandan, Unut gitsin, asla başaramam türü tek bir olumsuz düşünce, dört saati çöpe atarak zihinsel bilançonuzda 240 dolarlık kayba neden olabilir.

Şimdi, tek bir düşüncenin bile zengin olmak isteyen kişi açısından ne kadar önemli olabileceğini görebiliyor musunuz??  

                                     

                                                            Düşüncenin Gücü

 

Yaşamınız, aklınızdan geçen düşüncelerin sonucu değildir. Aslında, düşünceleriniz yaşamınızı yaratır.

Peki bu nasıl olabilir?

Diyelim, işinize son verildi. Bu gelişmeye neden olan zayıf ekonomiyi sizin yaratmadığınız ortada. Ama, buna nasıl tepki vereceğinizi kontrol etmek tamamen elinizde.

Moralinizin çok bozulduğunu ve pes ettiğinizi düşünelim. Tepkiniz, yaşamınızda hiç şüphesiz olumsuz bir gerçeklik yaratacaktır.

Oysa bunun yerine, ipin ucunu bırakmayıp yeni bir iş aramaya ne dersiniz? Bu durumda, aynı gelişmeye tepki olarak tümüyle farklı bir gerçeklik yaratmış olacaksınız.

Yaşam, öylesine başımıza gelmez. Olup bitenlere verdiğimiz tepki, kişisel gerçekliğimizi oluşturur! Bunu bir an düşünün. Gerçekten de kendi yaşamınızı yaratmaktan sorumlusunuz.

 

                                                          Düşüncenin Akışı

 

Pek çok insan, kendi aktif düşünce sürecine çok az dikkat ederek ya da hiç dikkat etmeden yaşamını sürdürür. Bu kişiler, zihinlerinin nasıl çalıştığından büyük ölçüde habersizdirler. Zihnin neye dikkat ettiğini, neden korktuğunu, kendine ne dediğini ve neyi göz ardı ediverdiğini bilmezler.

Genel olarak yemek yer, uyur, çalışır, oyun oynar, güler, endişelenir, umut eder, planlar, sever, nefret eder, yemek pişirir, araba kullanır ve çalışırız. Bunların hepsini nasıl ya da ne düşündüğümüzü pek dikkate almadan yaparız.

Bu, her zaman kötü bir şey değildir.

Neredeyse her bir hareket ya da davranışımız üzerinde kafa yorsaydık, beynimizi önemsiz kararlarla aşırı yüklerdik.

Ama, yoğun ve odaklı bir biçimde dikkat etmemiz gereken bir başka düşünce düzeyi daha vardır: yaşam gerçekliğimizi yaratan düşünceler!

                                                        Düşünce Akışının Odağı

 

Başarılı insanların başarıya odaklı düşünce akışları vardır. Zengin insanların zenginliğe odaklı düşünce akışları vardır. Güçlü liderlerin liderliğe odaklı düşünce akışları vardır.

Şimdikinden daha zengin bir yaşam mı sürmek istiyorsunuz? Öyleyse, zenginliğe odaklı bir düşünce akışı geliştirmeniz ve bunu tüm saflığıyla korumanız gerekir.

Bunu söylemek kolay diye düşünebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda, başarıyı düşünmek kolay ya da zengin olduğunuzda zenginliği düşünmek kolay. Ama ben ne zenginliğin ne de başarının kıyısından geçiyorum! Yaşam şartlarım, gelişme kaydetmemi engelliyor.

Pek öyle sayılmaz! Herhangi birimizi başarılı olmaktan alıkoyan tek bir şey vardır: düşüncelerimiz.

Düşünceleriniz, sizi bugün olduğunuz yere getirdi; daha olumlu ve güçlü bir şeyle yer değiştirmedikçe de sizi o noktada tutacak!

Ama, arzuladığınız yaşam biçimini yaratmak üzere zihninizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

Tek gerçek ihtiyaç, harekete geçmenizdir! Bir şeyin değişmesini dilemekle yetinmenin hiçbir etkisi yoktur! Harekete geçmez; düşüncelerinizin odak ve içeriğini değiştirmezseniz, olduğunuz yerde sayarsınız.

Bir Gerçeklik Değişimi Yaratmak

Daha fazla zenginlik istediğinizi farz edersek, başlangıç noktanız, zenginliğe odaklı somut bir düşünce akışı oluşturmaktır.

Mevcut düşüncelerinizi gözden geçirerek işe başlayın!

Finansal açıdan bolluk içinde olmak istiyor, ama sürekli olarak parasızlığınızı düşünüyorsanız, düşünce akışınızı bolluk çubuğunun yanlış ucuna odaklıyorsunuz. Bilinçaltınızın verdiği içsel mesajları dikkate almanız gerekir.

Dikkat edememek, bilinçaltınızı kontrol altında tutar. Daha sonra bilinçaltınız, bugün sahip olduğunuz gerçekliği yaratan düşüncelerin aynısını güçlendirmeye devam edecektir.

Kendinizi zengin hissetmeye odaklanın. Zihninizdeki yoksunluk düşüncelerini kaale almayın. Bunları hemen zenginlik düşünceleriyle değiştirin!

Bu çok basit mi görünüyor? Doğru, bunu yapmak için özel becerilere, zekaya ya da yeteneğe ihtiyaç yok. Gereken tek şey, düşüncelerinizi kontrol altına almaya kararlı olmak. Bu kadar!

Geçmişteki ya da şimdiki durumunuzun ne olduğu ya da hedeflerinize ulaşma konusunda ne kadar sık başarısız olduğunuz hiç önemli değil; yalnızca aklınızdan geçen düşüncelere dikkat ederek yaşam koşullarınızı değiştirebilirsiniz.

Deneyin ve kendi gerçeğinizin nasıl değiştiğini görün!

Yaşam biçiminiz, bir ayna gibi, düşünce şeklinizin tıpatıp aynını yansıtır. Zenginlik bilinci öyle gerçekleşivermez. Onu siz yaratırsınız. Ya da yaşamın önünüze attığı kırıntıları kabullenmeye devam edersiniz.

Düşünce şeklinizi değiştirin; böylece yaşamınızı da değiştireceksiniz.

31/1/2007, Kategori: hikaye : Yorum (yok) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde kendini tani kendini anlat kategorisinde yayınlandı

Sizi en çok hangi söz motive ediyor? Bunu paylaşarak motivasyona ihtiyacı olanlara katkıda bulunmaya ne dersiniz.
 
Yorumlarınızı aşağıdaki yorum yaz bölümüne yazabilirsiniz.....

31/1/2007, Kategori: kendini tani kendini anlat : Yorum (3) : Yorum yaz!

Bu yazı 31/1/2007 tarihinde hikaye kategorisinde yayınlandı

Bir sehrin en zengini oldugunde, tellallar sokaklara dokulup;
"Ey ahali",diye bagirmislar. "Biliyorsunuz Veli efendi oldu. Bir vasiyeti
var.Ahiret hayatina alisabilmek icin, kendisine bir gunluk yardimci
ariyor.Kim ki, mezardaki ilk gecesini onunla beraber girerse, Veli
Efendiye ait servetin yarisi kendisine verilecektir

Ey ahali,duyduk duymadik demeyin....

Tellallarin butun cabasina ragmen kimse bu parlak, fakat
korkul vasiyete kulak vermemis. Ama sonunda, sehrin en fakir sirt hamallarindan
birisi cikmis ortaya. Adamcagiz bakmis ki, hayatta zaten
sirtindaki kufesinden
ve ipinden baska bir sey yok. O halde "hamal olarak yatip, ertesi
sabah zengin olarak kalkarim" diyerek razi olmus...Genisce bir
mezara,iyice kefenlenen zengini ve yanina hamali yatirmislar.Az
sonra sual melekleri gelmis
"Ikisi de bize emanet" diye konusmuslar. "Zengin nasil olsa
kalacak, su hamaldan baslayalim."
Sormuslar
- "Dunyada malin mulkun var miydi?"
- "Alay etmeyin" demis, hamal. "Sirtimdaki kufeden ve ipten
baska hic bir seyim olmadigini siz de bilirsiniz."
- "Peki diye eklemis melekler, "o ipi ne karsiliginda aldin?
Sonra kufeyi ne is gordun de nasil elde ettin?"
Anlatmis hamalcagiz.
- "Bes kisinin malini 10 kurusa tasidim. Ikisini yedim,
sekizini sakladim. Ertesi gun de ayni isleri yaptim. Yemedim icmedim,
ucuza tasidim ve bunlari aldim."

Melekler

- *Cik demisler, cik... Olmadi.... Hasan Efendiden aldigin
para, hak ettiginden cok dusuk. Biz ondan bunun hesabini soracagiz.
Mehmet Efendiyle de ucuza anlasmis ve ucuza tasimissin...."

- Iyi ama, diye cevaplamis hamal, hakettigim parayi isteseydim,
bana tasittirmazdi. Tasittirmayinca da ac kalirdim....."

- "O bizim isimiz" demis melekler, "nasil olsa buraya o da
gelecek.Biz senin adina ona sorariz."

Melekler, hamal´i sIkistirmaya devam etmis.

  - "Soyle bakalim, aldigin paranin kacini yedin, kacini sakladin?"

- "On kurus aldi isem, yarisini sakladim... iki kurus aldi
     isem, bir kurusunu biriktirdim..."

  - "Cik" demis melekler... "Yine olmadi, hem ucuza tasimissin,
hem de gidandan kesmissin... Yani sen, kendi nefsine
zulmetmissin...Nefsine zulmetmek de gunahtir, bilmez misin?..."

Hamalcagiz ne cevap verecegini dusunup ecel terleri dokerken,
sabah olmus. Acilan mezardan yukariya bir bakmis ki, butun
millet orada...
Kadi Efendi ve sehrin mehter takimi da kendisini bekliyor. Bir
kiyamet ki sormayin."Kutlu olsun" demisler... "Bu gece kimsenin
yapamayacagi bir isi basardin ama, bak artik zengin oldun."

- "Yooo", diye bagirmis hamal. "Istemem , sizin olsun... Ben ,
bir iple kufenin hesabini sabaha kadar veremedim, Ya o kadar
servetim olsaydi,ne yapardim?"

31/1/2007, Kategori: hikaye : Yorum (yok) : Yorum yaz!

Bu yazı 25/1/2007 tarihinde fotograflar kategorisinde yayınlandı

 

 

Değerli arkadaşım Özgür'e...

kendisi bir fotoğraf sanatçısıdır ve benimle yaptığı bu güzel çalışmaları sizlere göstermek istedim..sırası geldikçe yaptığu çalışmaları blogumda sizlerle payşlaşmaktan gurur duyacağım.Onu buradan tebrik etmek istiyorum ayrıca çokta teşekkür ederim..sempatisi ve güler yüzü için her ne kadar istediği açıyı bulmak için biraz beni sinir edip bütün günümü yemişte  olsa,verdiğim pozları kırpıp kırpıp sadece içinden gözümü kullanmış olsada (e be adam niye beni uğraştırdın o zaman yok elin şurada dursun orada durma buraya oturma....) herşeye rağmen ona teşekkür ederim.yaratıcılığın ve fotoğraf makinene olan aşkın hiç bitmesin...

                                                                               başarılar arkadaşımmm....

 

25/1/2007, Kategori: fotograflar : Yorum (yok) : Yorum yaz!

<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->

Blog Hakkında

BURAYA BLOGUNUZLA İLGİLİ YAZI YAZABİLİR, HAFTALIK GUZEL BIR SOZ EKLEYEBILIRSINIZ. YA DA BAĞLANTILI AÇIKLAMA YAZABİLİRSİNİZ

Linkler

BURAYA AÇIKLAMA YAZABILIR YA DA BURAYI SILEBILIRSINIZ

Son Yorumlar

Son Eklenenler

Kategoriler

Arkadaşlar

Arama yap